• Post on Facebook
  • Twitter
  • pdf
  • Print version
  • save
Most Popular

Irak halkı silahlı kuvvetlerinin arkasında topyekün durmakta ve yükselen her ulusal projeyi desteklemektedir

|   |   times read : 19
Font size: Decrease font Enlarge font

Yüce Allah’ın Adıyla

Irak halkı silahlı kuvvetlerinin arkasında topyekün durmakta ve yükselen her ulusal projeyi desteklemektedir

Muhterem dini mercii Şeyh Yakubi (gölgesi esirgenmesin), Sayın Mladenov'dan görevini teslim alır almaz Necef-i Eşref’teki dinî mercileri ziyaret[1] eden  Irak'taki Birleşmiş Milletler Misyonu başkanı Jan Kubish'i[2] karşıladı. Sayın Jan Kubish, dinsel merciliğin üstlenmiş olduğu büyük sorumluluğa, ülkelerin sorunlarını çözme ve ülke birliğini korumadaki rolüne atıfta bulunarak merciler ile yerinden edilmiş insanların dosyası gibi birkaç dosyayı ele almak için görüşmek istediğini, yerinden edilmiş insanların sayısının üç milyona vardığını, en çabuk zamanda bunların yurtlarına dönmeleri ve devletin silahlı fraksiyonlar üzerinde kontrol sağlaması gerektiğini belirtti ve bu hususlardaki yönlendirmeleri ve tavisyeleri dinlemek istediğini ifade etti. 

Muhterem Taklit Mercii Yakubi (gölgesi esirgenmesin), insani, askeri, istihbarat, siyasi ve medya düzeyinde Irak’a yapılan tüm uluslararası yardımlar için teşekkür etti. Irak, biri hal olduğunda daha büyüğü ortaya çıkan bu korkunç afetlerden müstariptir. Bunların en sonuncusuna birkaç gün önce yüz bin insanımızın Anbar'daki yerinden edilmesiyle tanıklık ettik. Bölgesel ve uluslararası çatışmaların toprağına yansıması ile Irak'ın sorunları daha da çoğalıp karmaşıklaşmaktadır.

Sayın Yakubi (gölgesi esirgenmesin), Irak'ın yaşadıklarını ele almak olumludur ve böylece uluslararası çaba, sorunun değil çözümün bir parçası olacaktır, dedi ve bu hususta iki örnek verdi: Birincisi olumludur. Bu, İran’ın nükleer dosyasıdır. Onlar, sorunun barşışçıl ve adil olarak çözülmesi noktasında ciddi bir irade sergileyince, sonuca ulaşıncaya dek sabrettiler ve direnç gösterdiler. Nihai halini zamanında alacağını umduğumuz genel hatlarıyla bu son anlaşma, eğer askeri bir yöntemle ele alınsaydı, bunun bölge ve dünyaya yönelik yıkıcılığı gibi  etki ve sonuçların nasıl olacağını düşünün.

İkincisi ise olumuzdur. Bu, İŞID’in küresel başkenti addttiği ve savunması için harekete geçtiği Tikrit'in kurtarılmasından sonra gerçekleşen şeydi. Halk Mobilizasyon Güçleri’nin katılımı dikkat çekiciydi. Onlar, büyük başarılar elde ettiler ve büyük fedakarlıklar yaptıktan sonra Tikrit'i kurtardılar. Ancak beklenenin tersine, onlar gönüllüler ve çoğu maaş almıyor. Onlar mühtemel kendi silahları veya bağış yapanların aldığı silahlarla savaşıyor. Bu büyük destanı yazıp şehri halkına geri verdiklerinde, onlara evleri yakma ya da dükkanları yağmalama ittihamları  yapıldı. Yüzlerce kilometre yol kat eden ve kanlarını karşılıksız olarak yerel halk için veren merkez ve güneydeki insanlar, bir buzdolabı ya da ev mobilyalarını çalmaya mı geldiler? Savaş cephelerinde bu uzak mesafedeyken  bununla nereye gidecekler? Bazı yerel liderler, bu eylemlerin faillerinin kimi aşiretlerden intikam için bizzat bazı bölge ehli olduğunu yahut güvenlik güçlerinin ve Halk Mobilizasyon Güçleri’nin imajını zedelemek için gönüllü topluluğuna sızan Saddamcıların kalıntılarının yaptığını ve onların yağma konusunda birçok deneyimleri olduğunu iddia etti. Gönüllülerin bazı üyelerinin halkın haklarına tecavüz ettiği varsayılsa bile, acaba bir savaş hatasız olabilir mi ve neden bu herkese atfediliyor?

Biz bu ihlalelleri şiddetle reddediyor, intikam suçlarını kabul etmiyor, sorumluların hesaba çekilmesini ve en ağır cezalarla cezalandırılmasını talep ediyoruz. Fakat bunu doğru bir iyileştirme programı kapsamında yapmalıyız. Örneğin bir doktor bir hastanın uzvunu ameliyat ederken, sadece onunla ilgilenir. Aksi takdirde, gönüllüleri hayal kırıklığına uğratacak ve terörizm karşısında işlevsiz kılacak ve kendileriyle özgürleşmek için geldikleri alanların sakinleri arasında derin bir boşluk yaratacağız. Hatta bazı marazlı kesimler, IŞİD ile Halk Mobilizasyon Güçleri savaşçıları arasında bu sakinlerin gözünde hiçbir fark olmadığını ileri sürdü. Acaba bu mantıklı mıdır?

Muhterem Taklit Mercii Yakubi (gölgesi esirgenmesin), devletin kurumlarına hükmetmesini zayıflatma, sahada yaşanan, genel olarak Irak ordusunun ve silahlı kuvvetlerin prestijini azaltmaya, motivasyonlarını düşürmeye ve askeri olmayan liderliklere odaklanarak rollerini ikincil hale getirme teşebbüslerine karşı uyardı. Biz, askeri olmayan liderliklere sadece yardımları ve başarıları kazanmadaki rolleri için teşekkür edebiliriz. Ancak onlar askeri güçlerin yerine geçemez. İyi iş çıkaran ve Tikrit, Ramadi ve diğer yerlerdeki tüm savaşlarda hazır olan saha komutanları öne çıkarılmalıdır.

Öte yandan Taklit Mercii Yakubi (gölgesi esirgenmesin), tüm mezheplerin ve dinlerin alimlerinin katıldığı diyalog konferansları düzenleyerek ve Batı medyasının bu barbar uygulamaları reddeden ve merhamet, adalet, sevgi, kardeşlik ve refah isteyen saf otantik İslam'ı tanıtarak medeniyet ve insanlık karşıtı değişik tekfiri yaklaşım kaynaklarını ortadan kaldırmak için entellektüel ve psikolojik tedavilere vurgu yaptı. Yüce Allah elçisine şöyle hitap etmektedir: “Biz seni ancak alemlere rahmet olasın diye gönderdik.” (Enbiya/107) Başka bir tabirler Hz. Peygamber (s.a.a), bir istisna olmadan salt rahmet için alemlere gönderilmiştir. Dolayısyla ortada savaşlarda ortada olmasına rağmen kılıç taşımadı ve mübarek eliyle hiç kimseyi öldürmedi.

Muhterem Yakubi (gölgesi esirgenmesin), Irak'ın ve halkının birliğini ve herkes için diyalog, uzlaşma, dürüstlük ve dürüst ortaklıktan başka bir alternatifin olmadığını ve hak olmayan bazı yüksek beklentilerden gereken ödünlerin verilmesi gerektiğini vurguladı. Şüphesiz bölme projeleri çöktü. Çünkü bu Irak adında bir şey bırakmayacaktır. Büyük güçler ve çevredeki devler, Irak’ı tez yutulur bir lokma haline getirmek istemektedir. Halkın hepsi - yabancı ajandalar için kiralanan bir takım kısık sesler hariç - silahlı kuvvetlerin, Irak ve halkının gururu ve onurunun olduğu her ulusal projenin arkasında durmaktadır.

Sayın Yakubi (gölgesi esirgenmesin), tüm Iraklı siyasi taraflar, uluslararası koalisyon ve uluslararası örgütlenmenin Allah’ın izniyle bu haklı taleplerin gerçekleşmesi ve Irak'ın mutlu ve müreffeh bir gelecek yaratmada kendi öncü rolünü üstlenmesi için başbakanı desteklemeleri gerektiğini ve bunun sadece Irak’ın evlatları için olmadığını, bütün bölge için olduğunu, zira Irak’ın bölge ve dünyanın birçok problemini çözmek için kabul edilebilir ve esnek bir aracı olarak hareket edebileceğini söyledi.

 



[1]. Görüşme tarihi: 20.04.2015.

[2]. 1952’de Slovakya Cumhuriyeti'nde doğdu. 1980'den beri çeşitli ülkelerde ülkesi Çekoslovakya'nın elçiliklerindeki diplomatik misyonlarda ve Birleşmiş Milletler, İslam Konferansı Örgütü ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı gibi organizasyonlarda bulundu. 2006-2009 arasında Slovak Dışişleri Bakanı olarak görev yaptı.