• Post on Facebook
  • Twitter
  • pdf
  • Print version
  • save
Most Popular

Din Sevgi ve Sevgi Dindir

|   |   times read : 19
Font size: Decrease font Enlarge font

Yüce Allah’ın Adıyla

Din Sevgi ve Sevgi Dindir[1]

Bazı insanlar, toplumumuzda daha önce bilinmeyen ancak birkaç yıl önce ortaya çıkıp her yıl Şubat’ın on dördünde Sevgililer Günü olarak adlandırdıkları bir günü kutluyorlar ve ben bu olayın dünya halkları için önemini anlamıyorum. Bu, işçi, kadın, çevre, insan hakları, sigara karşıtlığı ve AIDS gibi odaklanmayı, önemsenmeyi,  hükümetler ve halkların dikkatini ve gösterilen çabaların değerlendirilmesini talep eden insani topluluklar tarafından kutlanan diğer küresel günler gibi midir?

Her haliyle, sevgi asil bir değer anlamı taşır. Allah Tebarek ve Teala, insanların hayatını tatlı, güzel ve eğlenceli kılmak için sevgiyi insanların kalbine yerleştirmiştir. Sevgisiz bir yaşam kısır, çorak ve korkutucu bir çöl gibidir. Lakin sevgi, bu çölü yeşil bir sosyal vahaya dönüştürür.   Sevgi, hayata anlam ve fayda kazandırır. Çünkü sevgi insanda umut ve amaç yaratır ve sevgiliye ulaşmaktan ibaret olan başarısını gerçekleştirmeyi sağlar. İster bu sevgili, Allah Teala, yüce Peygamberi (s.a.a) ve temiz imamlara (a.s) yakınlaşmak gibi manevi olsun, ister mal, şöhret, güç veya karşı cinsle temas gibi maddi olsun fark etmez. Bu umut olmasaydı, hayat hedefsiz ve anlamsız hale gelir ve hayal kırıklığı, umutsuzluk ve ölüme yol açardı. Bazı konuşmalarımda, emekliler, yaşlılar ve çaresizler için maaş almanın faydalarının olduğunu söyledim. Bu, bir amaç ve gaye bulmak, onu sevmek ve elde etmek umuduyla yaşamaktır; yani maaşın alınması ve bu tarihe ulaşıncaya dek günler ve saatleri geçirerek hayatlarını doldurmalarıdır.

Eğer sevgi büyük bir ilahî nimetse, Allah onu insanın kalbine yerleştirmiştir ve bu yüce Allah’tan kaynaklanır. Tıpkı evlilik ilişkisinde olduğu gibi: “Kaynaşmanız için size kendi (cinsi)nizden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet peydâ etmesi de O'nun (varlığının) delillerindendir. Doğrusu bunda, iyi düşünen bir kavim için ibretler vardır.” (Rum/21). Aynı şekilde yüce Allah için birbirini seven kardeşler arasında da bu geçerlidir: “Ve (Allah), onların kalplerini birleştirmiştir. Sen yeryüzünde bulunan her şeyi verseydin, yine onların gönüllerini birleştiremezdin, fakat Allah onların aralarını bulup kaynaştırdı. Çünkü O, mutlak galiptir, hikmet sahibidir.” (Enfal/63). Sevgi ile yaşam devam eder, çünkü insan bir şeyi sevmiyorsa, onu yapmaktan ve ona doğru hareket etmekten heyecan duymaz. Ama severse, sevgisi için fedakarlık eder ve ebeveynlerin çocukları ya da misyon sahibi bir liderin halkı için tutuşması gibi sevgilisinde erir. Bu nedenle, sevgi ile ilgili hadislerle karşılaşmamız tuhaf değildir. İmam Bakır (as) din sevgidir, sevgi dindir diye buyurur.[2] İmam Sadık (as),  din sevgiden başka nedir, diye sorar. Yüce Allah da şöyle buyuruyor: “De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir. (Âli İmran/31). Çünkü din, insanın kendisine ve başkalarına iyi ve mutluluk getiren her verimli çalışma için bir motor ve motivasyondur. Sevgi de böyledir, bu ikisi hep beraberdirler.

Ancak sorun özgürlük, sömürgecilik ve siyaset gibi kullandığımız birçok kavram ve terimlerde olduğu gibi, bu asil değerli kavramı da çarpıtma, içeriğini boşaltma ve hatta anlamını tersine çevirmeden kaynaklanıyor. Sevgi, cinsiyetler ve şehvet ve kaprisi peşinde koşan bireyler arasında ilk başta mutluluk ve zevk olarak algılansa da şüpheli, akıl dışı, tutarsız ve doğru çerçevesini aşan bir ilişki haline gelmiştir. Bu ciddi sosyal sorunlar ve vahim psikolojik sonuçlar doğurmaktadır. Özellikle üniversitelerde gençler arasında bu kötü sevgi anlayışını besleyen, buna uygun ortamı yaratan, başkalarını cezbetmeyi ve ahlaki, sosyal, psikolojik ve dini engelleri aşma çabasında olanları yüceltenler var. Sinema, televizyon ve tiyatro bu amaç için düzenli olarak film ve diziler hazırlamakta ve bu çeşitli medya organları tarafından desteklenmektedir. Bunların hepsi sağduyudan, sağlıklı sosyal ilişkilerden ve cinsiyetler arasındaki ilişkiyi düzenleyen doğru çerçevelerden sapmadır. Bu, sevginin anlamını çarpıtıp bloke etmekte ve kötü bir anlama dönüştürmektedir. Bu, asla sevgi değil ve sevgi olarak adlandırılamaz. Bilakis bu, sevgi olarak adlandırılması mümkün olmayan hayvani düşkünler ve arzulara uymaktır.

Gerçek insanî sevgi, sevgiyi hak edene yani yüce Allah'a mütealliktir. Çünkü sevmeyi gerektiren her şey yüce Allah’ta vardır. Yüce Allah güzeldir ve bu O’nun evrene ve çevremizdeki şeylere güzel dokunuşlarından bellidir. Kalp ise güzelliği sever. Yüce Allah ihsan edicidir ve oluşumuzdan önce ve sonra ihsanı ve lütfuyla bizleri sevdi. İnsan da kendisine en büyük iyiliği yapanı sevmek zorundadır. Yüce Allah bizi sevmekte ve bize şefkat göstermektedir. Hatta yaratıklara iyilik yapmayı kendisi için en sevilen şey kılmıştır. Hz. Peygamber’den (s.a.a) şöyle nakledilmiştir: “Yaratıklar, Allah’ın ailesidir ve Allah katında en sevilen kimse O’nun ailesine faydası dokunan ve bu aileyi mutlu kılandır.”[3] Bu, Allah ile sevgiyi paylaşmamızı gerektirir ve yüce Allah bu sevgiyi paylaşan kimseleri övmektedir: “O, onları ve onlar da O’nu sever.” (Maide/54). Hakeza sevginin tüm unsurları Yüce Allah’ta mevcuttur.

Yüce Allah’ın sevgisinin boylamında Allah Resulü (s.a.a), masum imamlar (a.s) mümin kardeşler gibi O’nunla ilişkili olanları sevmek de icap eder. Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmaktadır: “En üstün amel, Allah için sevmek ve Allah için nefret etmektir.”

Ebeveynlerin, eşlerin ve çocukların sevgisi bu çerçevededir. Bunlar, yüce Allah tarafından kutsanmış ve ödüllendirilmiştir. Çünkü fıtrat ile tutarlıdırlar. Lakin (sevginin nesnesi) yüce Allah'ın sevdiği ve öğretilerinin dışında bulunan şeylerle çeliştiği zaman, kötü olup terk ve reddedilmelidir. “De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah'tan, Resûlü’nden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah fâsıklar[4] topluluğunu hidayete erdirmez.” (Tevbe/24).

Sevginin içten olması için, seven üzerinde sevgili bağlamında etkisi belirmeli, sevenin sevgiliyi tatmin etmeye istek duyması ve hedeflerine ulaşmak için acele etmesi gerekir. Yüce Allah’ı sevmek de O’na ve elçisine ve günahtan uzak durmayla paralel olmalıdır. Bu hususta yüce Allah şöyle buyuruyor: “De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir." (Âli İmran/31).

 

Allah’a  itaatsizlik ediyorsun ve onun sevgisini iddia ediyorsun!

Bu, korkunçtur yaşadığım ömre andolsun 

Sevgin samimi olsaydı ona itaat ederdin

Şüphesiz seven, sevgiliye itaat eder

 

Bilinmeyene sevgi duymak mümkün değildir. Eğer bilinmeyene sevgi duyarsan, bu uzun sürmez. Bu yüzden yüce Allah’ı sevmek için O’nu tanımalıyız. Marifet ve basiret gözüyle bakmadan Allah sevgisinin manasını idrak edemeyiz. Düşmanları ve dostları aynı derecede şaşırtan İmam Hüseyin’e (a.s) yönelik Abis Şakiri’nin sevgisini anlayamayız. Anlatıldığına göre, Leyla’nın aşkından mecnun olmuş Kays’a seni mecnun kılacak ve kendisiyle görüşmek için çölde dolaştığın Leyla bu kadar güzel değil dendiğinde, o şöyle söyler: Bu, benim değil, sizin kendi gözünüzle Leyla’ya bakmanızdan dolayıdır. Eğer bu manevi hakikatlere marifet ve basiret gözüyle bakmazsak, onları idrak edemeyiz.

Bu gerçekleri, görüşlerini düzeltmek için düzeltme sürecinin bir parçası olarak Sevgililer Günü'nü kutlamak isteyenlerin önüne koyuyoruz. Tarihte güzel sevgi ilişkisinin en mukaddes günü olan Müminlerin Önderi Ali (a.s) ile Hz. Fatıma Zehra’nın (a.s) evlendiği Zilhacca ayının başı ve  aynı şekilde Allah Resulü (s.a.a) ile müminlerin annesi Hz. Hatice’nin (a.s) evliliği ve de benzeri münasebetler, bu anlama uygun birgün sıfatıyla sevgi günü olarak seçilebilir.

 

 



[1]. Muhterem Taklit Mercii Şeyh Yakubi’nin (gölgesi esirgenmesin) 14.02.2015 Cumartesi günü, Meysan Üniversitesi öğrencilerine yaptığı konuşmadan bir bölüm.

[2]. Bu hadislerin kaynakları için Mizan’ul-Hikmet - 2/198’a başvurun.  

[3]. El-Kafi: 1/164, Hadis: 6.