• Post on Facebook
  • Twitter
  • pdf
  • Print version
  • save

IRAK’IN ÖZGÜRLÜĞÜ DİRENİŞİNDE ELDE EDİLEN BAŞARILAR

|   |   times read : 8
Font size: Decrease font Enlarge font

Allah’ın Adı İle

IRAK’IN ÖZGÜRLÜĞÜ DİRENİŞİNDE ELDE EDİLEN BAŞARILAR

Kanaatimce özgürlük direnişinde bilinçli ve gayretli gençliğin ortaya koyduğu yeniden doğuş mücadelesinden elde edilen en değerli meyvelerden biri, taifecilerin, yolsuzluk yapanların ve işbirlikçilerin, umutlarımızı yitirmemize, vatan evlatlarının birçoğunu ailelerini ve anılarını gözleri yaşlı bir şekide geride bırakmaya zorlayarak vatandan göç etme zorunda bırakılarak elimizden aldığı ulusal kimliğin yeniden geri dönüşüdür. Evet, cesur genç insanlar tüm halkın gönlünde olan bu volkanı patlattı, bu muazzam enerjiyi harekete geçirdi ve halkın bütün kesimlerini, vatan evlatlarının saygınlığını koruyan, onlara şimdi ve gelecekte mutluluk ve refah getirecek olan özgür ve bağımsız bir vatan sloganı gibi tek bir slogan altında birleştirdi.

Bu genç insanların, medeniyetlerin kurucusu ve tüm ulusların bilim ve maarif imgesi olan Irak’ın göğüsleri kabartan ve zihinleri ferahlatan orjinal imajını, bütün dünyaya gösterdiklerini gördük. Onlarda özgeciliğe, cesarete, farkındalığa, samimiyete, aşama aşama ilerlemeye, barışçıl ve medeni yöntemlerle hak taleplerine, adaletsizliği ve yolsuzluğu reddetmeye tanıklık ettik. Doğrusu bu özellikler, ancak Yüce Allah’ın kutsadığı ve şanını yücelttiği halklarda bulunabilir. Halbuki eğer umursamaz, yadırgamaz, küçük düşürülerek batıl ve yolsuzluğa izin vermiş olsaydı, küçük düşürülecek, zelil edilecek ve en temel haklarından bile mahrum bırakılacaktı. İşte bu, Allah Resülü’nün (s.a.a) hadis-i şerifinde buyurduğu gerçeğin ta kendisidir: İçindeki güçlülerden zayıfların haklarını almayan hiçbir topluluk, kutsanmaz.[1]

Doğrusu bu, otoriter siyasi partilerin yolsuzluğunu ve adaletsizliğini anladığım 2005'ten beri, çağrıda bulunduğum bir çağrıdır. Şahsım o günden bu yana ülke halkını uyanmaya, gerçek taleplerinin farkındalığına ve liderlikteki dengesizliklerin farkına varmaya davet ediyorum.

Hükümeti, siyasi ve askeri liderleri, bu gençlerin ülkenin gerçek zenginlikleri olduğunu ve ülke için müreffeh bir geleceği garanti edenlerin onlar olacağını farketmeye davet ederek bu büyük serveti boşa harcamamalarını umut ediyorum. Çünkü bu gençler, terörü ortadan kaldırana ve tüm dünyayı onların kötülüklerinden kurtarana değin terörle mücadele eden gençlerdir. Bu gençler, Erbain Ziyaretini ihya eden ve bütün dünyada Irak’ın yüzünü aklatan gençlerdir. O zaman bunlar dinlenilmeli, taleplerine kulak verilmeli, onları rahatlatmak ve onlara umutlarını geri vermek için hemen harekete geçilmelidir.

Baskı ve şiddet politikasında ısrar etmenin doğru bir şey olmadığının farkına varılmalı. Bu yöntemde hiçbir yarar bulunmamakta aksine ülkeyi ve halkı uçuruma sürüklemektedir. Bilmelisiniz ki; sizler ölümün üstüne üstüne giden ve çıplak göğüsleri ile kurşunlara gögüs geren gençleri yenemezsiniz.

Gençlerin intifadalarını barışçıl tutmasını, kamu ve özel mülklere zarar vermemelerini, daha fazla destek ve iç ve dış sempati kazanmak için güvenlik güçlerine veya herhangi birilerine saldırmamalarını öneririm. Düşman ajandalar tarafından yönlendirilen vandalizmin arkasından sürüklenmek, size olan desteği yitirir, hakkınız olanı kaybetmenize neden olur ve sizi saldırganlara dönüştürür. Dikkatli olun ve akıllıca davranın!

Artık otoritedeki partilerin ve blokların utanmaya ve tüm kesimleri, sendikaları ve etnikleri ile ortaya çıkan bu halktan, yaptıkları yolsuzluktan, ülke yönetimindeki başarısızlıklarından ve ülkenin liderliğinde rol alacak yetkin ve sadık bir ulusal nesile yer açmamalarından dolayı özür dileme zamanı gelmiştir.

Bu direniş, halkın sözde iradesini ve temsilcilerini belirleyen seçimin sahte oy sandıklarından daha hayırlıdır. Zira eğer hükümetin oy sandıkları neticesinde iş başına geldiğine inansak bile, bu direniş onun söz konusu meşruiyeti almıştır. Çünkü halk, iktidarın kaynağıdır ve halkın iradesi hükümetin kuruluşundan ta dönem sonuna kadar geçerlidir. Halk, bu sürenin herhangi bir diliminde söz konusu iradesini çektiği andan itibaren, iktidarın meşruiyet o an itibari ile düşer.

Muhammed Yakubî

Necef-i Eşref

1 Rabiulevvel 1441

30.10.2019



[1]. Vesailu’ş Şieti, c. 16. S. 120.