• Post on Facebook
  • Twitter
  • pdf
  • Print version
  • save

KUR’ANÎ KOR 1- ve ona indirilen nura (Kur’an’a) uyanlar var ya

|   |   times read : 9
Font size: Decrease font Enlarge font
KUR’ANÎ KOR 1- ve ona indirilen nura (Kur’an’a) uyanlar var ya

KUR’ANÎ KOR

1

 

وَاتَّبَعُواْ النُّورَ الَّذِيَ أُنزِلَ مَعَهُ

ve ona indirilen nura (Kur’an’a) uyanlar var ya. (Araf/157).[1]

KUR’AN NURDUR

Kur’an Nurdur:

Kur’an-ı Kerim, kendisini birçok sıfatla nitelendirmiştir.[2] Onlardan biri de Nur’dur. Yüce Allah şöyle buyurur: قَدْ جَاءَكُمْ مِنَ اللَّهِ نُورٌ وَكِتَابٌ مُبِينٌ

 İşte size Allah’tan bir nur ve apaçık bir kitap (Kur’an) gelmiştir. (Maide/15). Ve şöyle buyurmaktadır:

 يَا أَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَاءَكُمْ بُرْهَانٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَأَنْزَلْنَا إِلَيْكُمْ نُورًا مُبِينًا  Ey insanlar! Size Rabbinizden kesin bir delil geldi ve size apaçık bir nur (Kur’an) indirdik. (Nisa/174). Yüce Allah yine şöyle buyurmaktadır: فَالَّذِينَ آمَنُوا بِهِ وَعَزَّرُوهُ وَنَصَرُوهُ وَاتَّبَعُوا النُّورَ الَّذِي أُنْزِلَ مَعَهُ أُولَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ Ona iman edenler, ona saygı gösterenler, ona yardım edenler ve ona indirilen nura (Kur’an’a) uyanlar var ya, işte onlar kurtuluşa erenlerdir. (Araf/157). Ve Yüce Allah şöyle buyuruyor: وَكَذَلِكَ أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ رُوحًا مِنْ أَمْرِنَا مَا كُنْتَ تَدْرِي مَا الْكِتَابُ وَلَا الْإِيمَانُ وَلَكِنْ جَعَلْنَاهُ نُورًا نَهْدِي بِهِ مَنْ نَشَاءُ مِنْ عِبَادِنَا وَإِنَّكَ لَتَهْدِي إِلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ İşte sana da, emrimizle, bir ruh (kalpleri dirilten bir kitap) vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu, kullarımızdan dilediğimizi, kendisiyle doğru yola eriştireceğimiz bir nur yaptık. Şüphesiz ki sen doğru bir yola iletiyorsun; göklerdeki ve yerdeki her şeyin sahibi olan Allah’ın yoluna. İyi bilin ki, bütün işler sonunda Allah’a döner. (Şura/52-53).

Hadis-i Şeriflerde de buna benzer ifadeler gelmiştir. Allah Resülü’nün (s.a.a) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: Doğrusu bu Kur’an, Allah’ın ipi ve apaçık nurdur. Yine Allah Resülü’nün (s.a.a) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: Kur’an tilavetinde bulun, zira o sana yeryüzünde nur ve gökyüzünde de senin için bir azıktır. Müminlerin Emiri (a.s) Kur’an hakkında şöyle buyurmuştur: Onun nuru ile şifa talebinde bulunun, zira o, gönüllerin şifasıdır.[3] İmam Seccad’ın (a.s) Kur’an hatmini gerçekleştirirken okumuş olduğu dualarından biri de şöyledir: Ve onu, dalalet ve cehalet haksızlığından kurtulmak için bize, yol gösteren bir ışık kıldın.[4]

Kur’an Hidayet Yolunu Aydınlatmaktadır:

Işık/nur, lugat ansiklopedilerinde; bizatihi görünen ve diğer şeyleri de gösteren diye tanımlanmaktadır. Doğrusu ışık/nur, bir şeye yansıyıp onu göze yansıtmadan göz, etrafındaki hiçbir şeyi göremez ve birbirinden ayıramaz. İşte Kur’an-ı Kerim de böyledir; zira o, hidayet, iman, iyilik ve mutluluk yolunu aydınlatır: أَوَمَنْ كَانَ مَيْتًا فَأَحْيَيْنَاهُ وَجَعَلْنَا لَهُ نُورًا يَمْشِي بِهِ فِي النَّاسِ كَمَنْ مَثَلُهُ فِي الظُّلُمَاتِ لَيْسَ بِخَارِجٍ مِنْهَا Ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine, insanlar arasında yürüyeceği bir nur verdiğimiz kimsenin durumu, hiç, karanlıklar içinde kalmış, bir türlü ondan çıkamamış kimsenin durumu gibi olur mu? (En’am/122). Yukarıda A’raf Suresinde geçtiği üzere onun nuruna tabi olanlar, kurtuluşa erenlerden olacaktır. Çünkü onda, ışık/nur lambaları bulunmaktadır. İmam Hasan’ın (a.s) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: Doğrusu bu Kur’an’da ışık/nur lambaları vardır.

İşte bu nitelik, Kur’an’ın doğal niteliklerinden biridir, zira o, insanı Yüce Allah’a yakınlaştıracak adeta ışık/nur üreten ışık lambaları olan ibadetlerin tümünü kendisinde barındırarak beyan eder. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: إِنَّ هَذَا الْقُرْآنَ يَهْدِي لِلَّتِي هِيَ أَقْوَمُ Gerçekten bu Kur’an en doğru olan yola götürür. (Isra/9). Evet, işte bu ışık lambalarının en şereflisi ve en aydınlığı, Allah Resülüdür (s.a.a). Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: وَدَاعِيًا إِلَى اللَّهِ بِإِذْنِهِ وَسِرَاجًا مُنِيرًا Allah’ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik. (Ahzap/46).

Velayet Nuru:

Müminlerin Emiri (a.s), Ehlibeyt (a.s) ve onlara tabi olanların velayeti nurdur. Kafi’de Eba Abdillah’tan (a.s) şu ayetin:  وَاتَّبَعُوا النُّورَ الَّذِي أُنْزِلَ مَعَهُ ve ona indirilen nura (Kur’an’a) uyanlar var ya. (Araf/157) tefsirinde şöyle rivayet edilmiştir: buradaki nur, Müminlerin Emiri ve İmamlardır.[5] Aynı zamanda Ali b. İbrahim ve Ayyaşi’nin tefsirlerinde de bunun aynısı İmam Bakır’dan (a.s) rivayet edilmiştir. Başka bir yerde ise İmam Bakır’dan (a.s) şöyle rivayet edilmiştir: فَالَّذِينَ آمَنُوا بِهِ ve ona iman edenler diye kastedilenler imama inananlar, وَعَزَّرُوهُ وَنَصَرُوهُ وَاتَّبَعُوا النُّورَ الَّذِيَ أُنزِلَ مَعَهُ أُوْلَـئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ ona saygı gösterenler, ona yardım edenler ve ona indirilen nura uyanlar var ya, işte onlar kurtuluşa erenlerdir. kısmı ile de putlardan ve tağutlardan sakınan falan, falan ve falanları, ibadet sözcüğü ile de insanların ona itaat etmeleri ifade edilmektedir.[6] Müminlerin Emiri (a.s) şöyle buyurmaktadır: Doğrusu benim sizin aranızdaki misalim, karanlıktaki çıra misalidir. Ona yönelenler aydınlanacaktır.

Takvanın Nuru:

Takva nurdur. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَآمِنُوا بِرَسُولِهِ يُؤْتِكُمْ كِفْلَيْنِ مِنْ رَحْمَتِهِ وَيَجْعَلْ لَكُمْ نُورًا تَمْشُونَ بِهِ وَيَغْفِرْ لَكُمْ وَاللَّهُ غَفُورٌ رَحِيمٌ Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve peygamberine iman edin ki, size rahmetinden iki kat pay versin, size kendisiyle yürüyeceğiniz bir nur versin ve sizi bağışlasın. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. (Hadid/28).

Genel olarak, din ve yeryüzü mesajı, içinde barındırdığı doktrinler, hükümler ve etik ile, nurun kaynağıdır. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: يُرِيدُونَ لِيُطْفِئُوا نُورَ اللَّهِ بِأَفْوَاهِهِمْ وَاللَّهُ مُتِمُّ نُورِهِ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ Onlar ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır. (Saff/8). Müminlerin Emiri’nden (a.s) şöyle rivayet edilmiştir: din, nurdur.[7]

Taat ve İbadetlerin Nurları:

Rivayetlerde söz konusu ışık lambalarının bazıları zikredilmiştir. Bunlar: Özellikle fazilet vaktinde eda edilen farz namazlar. Allah Resülü’nün (s.a.a) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: Namaz, nurdur. Hac menasikleri nurdur. Allah Resülü’nün (s.a.a) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: şeytan taşlamayı gerçekleştirdiğinde, sana kıyamet günü nur olmaktadır. Dini güçlendiren ve onu zafere götüren her iş, nurdur. Allah Resülü’nün (s.a.a) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: Allah yolunda atılan her bir ok, kıyamet gününde sahibine bir nur olacaktır. Başkalarına yapılan her türlü zulüm, haksızlık ve saldırganlıktan kaçınan kimseye Yüce Allah bir nur bahşedecektir. Allah Resülü’nün (s.a.a) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: hiç kimseye haksızlık etme, kıyamet günü nur içinde haşr ol. Gece namazı ve diğer taat ve ibadetler nurdur. Müminlerin Emiri’nin (a.s) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: Allah Reülü’nün (s.a.a); Gece namazı nurdur, sözünü duyduğum günden beri gece namazını asla terk etmedim. Var olan nurlardan biri de namaz vakitleri dışında abdesti tazelemektir. İmam Sadık’ın (a.s) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: abdest üzerine abdest, nur üzerine nurdur.[8] İnsanların haklarını kurtarmak nurdur. Allah Resülü’nün (s.a.a) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: Bir Müslüman hakkını korumak için bir tanıklıkta bulunan her kimse, Kıyamet Günü'ne herkesin kendisini adı ve soyu ile tanıyabileceği şekilde yüzü nurlar içinde gelecek. Yine var olan nurlardan biri de Allah’a yapılan ibadette yaşlanmak. İmam Sadık’ın (a.s) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: yaşlılığın mümine erişmesi kadar bir şeyin diğer bir şeye bu kadar hızlı ulaştığını görmedim. Doğrusu yaşlılık mümine, dünyada vakar ve ahiret gününde kuşatıcı bir nurdur.[9]

Günah Vadisi ve Manevi Yolun Haramilerinden Sakınmak:

Bu dünyada insanoğlunun kendisi ile hareket ettiği ve gerçekleşmesi için gayret gösterdiği bir yöntemi olması gerekiyor. Doğrusu başarı ve sonuçları, yöntemi oluşturan ilkeler ve programlar belirlemektedir. Müminlerin Emiri’nin (a.s) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: Dikkat edin! Her memunun iktida ettiği ve ilminin  nuru ile aydınlandığı bir imamı vardır. Kur’an, nur lambaları ile doludur ve insan ancak yolunu aydınlatan parlak ışıkla ilerleyebilir. Aksi durumda elinde herhangi bir meşale ve yanında herhangi bir rehber olmadan kapkaranlık bir gecede sahrada yürüyen bir kimse gibi, birçok tehlikeyle karşı karşıyadır. Bunlar; onu parçalayacak yırtıcı hayvanlar veya onu öldürüp soyacak hırsız ve yol kesiciler veyahut içlerinde kaybolup gidecek kuyu ve vadiler ya da yolu şaşırarak kaybolma ve yanında getirdiği azık ve suyun bitmesi. Evet, manevi hayatında herhangi bir nura sahip olmayanlar da bu tür tehlikelerle karşı karşıyadırlar. Yani: beşeriyetin kurtları ve yol kesicileri, kişinin dinini, insanlığını çalarak onu günahların derin vadisinde kaybetmek ve kıyamet gününün azığı olan takvadan mahrum bırakmak için pusuda bekliyorlar.

Kur’an’a Sımsıkı Sarılın! O, Şafaat Eden ve Şafaat Olunandır:

Yüce Allah, insanı hayatında yönlendiren, bütün işlerinde doğruyu yanlıştan ayırt etmesini sağlayan ve onu şaşkınlık, kayıp ve tuzaklardan kurtarmaya yarayan gerekli tüm ihtiyaçlarını karşılayan nuru ve ışığı göstermiştir. Bu nur ise takvanın ta kendisidir. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَآمِنُوا بِرَسُولِهِ يُؤْتِكُمْ كِفْلَيْنِ مِنْ رَحْمَتِهِ وَيَجْعَلْ لَكُمْ نُورًا تَمْشُونَ بِهِ وَيَغْفِرْ لَكُمْ وَاللَّهُ غَفُورٌ رَحِيمٌ Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve peygamberine iman edin ki, size rahmetinden iki kat pay versin, size kendisiyle yürüyeceğiniz bir nur versin ve sizi bağışlasın. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. (Hadid/28). Takvaya hidayet eden ve oluşmasını sağlayan yegane nur ise Kur’an-ı Kerimdir. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: ذَلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَ فِيهِ هُدًى لِلْمُتَّقِينَ Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir. (Bakara/2). İşte bundan dolayı da Kur’an’ı imam, rehber ve yol gösterici yapmamız emredilmiştir. Her kim dünyada doğru ile yanlış arasındaki farkı ayırt edeci, basiretini aydınlatıcı ve doğru yolda elinden tutacak bir hidayet önderi isterse Kur’an’ı, kendisine imam ve onun nur lambalarından ışık saçan korları rehber kılsın. Allah Resülü (s.a.a) şöyle buyurmaktadır: kapkaranlık gecede olduğu gibi işleriniz sarpa sarıp birbirinden ayırt edilmediğinde Kur’an’a sarılınız. Doğrusu o, şafaat eden ve şafaat olunandır, söylediğinde sadıktır, her kim onu önüne alırsa onu cennete götürür ve her kim onu arkasına alırsa onu ateşe sevk edecektir.[10]  Onu önüne almak demek; ona tabi olmak, içindekilerle amel etmek ve onun nuruyla aydınlanmak, onu arkasına almak ise, ona sırtını dönmek, hükümlerine göre amelde bulunmamak ve emir ve yasaklarına önem vermemek demektir.

Allah Resülü (s.a.a) şöyle buyurmaktadır: Kur’an’a sımsıkı sarıl ve onu kendinize imam ve rehber edinin. Müminlerin Emiri (a.s), Kur’an’ın niteliği ile ilgili şöyle buyurmaktadır: kendisiyle birlikte herhangi bir karanlık olmayan bir nurdur.

İlahi Nurların Başkalaşımları:

İçgörüleri yönlendiren bu içsel manevi nur, duyuların keşfettiği ve yönlendirdiği açık bir ışıkla kendini göstermekte. İmam Zeynelabidin’e (a.s) sormuşlar: “neden gece namazı kılanların simaları, herkesin simasından daha güzeldir?” İmam (a.s) şöyle yanıtlamıştır: çünkü onlar Allah’la yalnız kalırlar ve Allah da onlara kendi nurunu giydirmektedir.[11]

Mefatih’ul Cinan sahibi, Müminlerin Emiri’nden (a.s) müşrik ordusunun, seriyeye giden Müslüman savaşçılara gece uyurken saldırmaları olayını aktarmakta. Müslümanlar işin farkına varıncaya ve düşmanın ne yapmaya çalıştığını öğrenene kadar az kala düşman onları yok edecekti. Derken geceleri ibadet etme ve Kur’an tilaveti ile ihya eden dört Müslüman askerin ağızlarından ışıldayarak yansıyan ve tüm ordugahı aydınlatan bir nur her yere yayılır. Bunun üzerine Müslümanlar güç ve cesaret ile müşriklere karşı koyarak onları öldürerek geri püskürtür. Geri döndüklerinde bu olayı Allah Resülü’ne (s.a.a) anlattıklarında Peygamber Efendimiz (s.a.a) şöyle buyurur: o ışık ve nurlar, kardeşlerinizin Şaban ayının başlarında yaptıkları amellerinden yansımaktaydı.[12]

İhtiyaç Duyduğunuzda Size Yardımcı Olması İçin Kur'an'la Aydınlanın:

Bu dünyada elde ettiğiniz bu nur ve ışık, kıyametten dirilişe kadar bu dünyadan sonraki hayatta en çok ihtiyaç duyacağınız şey olacaktır. Kabrin karanlığında ve ıssızlığında Kur’an, ehlini aydınlatacaktır. İmam Seccad’ın (a.s) dualarından birinde şöyle gelmiştir: Tekrar dirilişten önce kabirlerimizi onunla aydınlat, bizi Ahiret Günü'ndeki tüm ıstıraplarımızdan ve kıyametin şiddetli hallerinden onunla kurtar. Kıyamet Günü'nde kurtuluş yolumuza ışık tutarak bizleri yok edici tuzaklardan koruyacak olan nur, Kur’an nurudur. Yüce Allah kıyamet günü ile ilgili durumları nitelerken şöyle buyurmaktadır:  يَوْمَ تَرَى الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ يَسْعَى نُورُهُمْ بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَبِأَيْمَانِهِمْ بُشْرَاكُمُ الْيَوْمَ جَنَّاتٌ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا ذَلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ , يَوْمَ يَقُولُ الْمُنَافِقُونَ وَالْمُنَافِقَاتُ لِلَّذِينَ آمَنُوا انْظُرُونَا نَقْتَبِسْ مِنْ نُورِكُمْ قِيلَ ارْجِعُوا وَرَاءَكُمْ فَالْتَمِسُوا نُورًا فَضُرِبَ بَيْنَهُمْ بِسُورٍ لَهُ بَابٌ بَاطِنُهُ فِيهِ الرَّحْمَةُ وَظَاهِرُهُ مِنْ قِبَلِهِ الْعَذَابُ Mü’min erkeklerle mü’min kadınların nurlarının, önlerinde ve sağlarında koştuğunu göreceğin gün kendilerine şöyle denir: “Bugün size müjdelenen şey içlerinden ırmaklar akan, ebedî olarak kalacağınız cennetlerdir.” İşte bu büyük başarıdır. Münafık erkeklerle münafık kadınların, iman edenlere, “Bize bakın ki sizin ışığınızdan biz de aydınlanalım” diyecekleri gün kendilerine, “Arkanıza (dünyaya) dönün de bir ışık arayın” denilecektir. Derken aralarına kapısı olan bir sur çekilir. Bunun iç tarafında rahmet, onlar (münafıklar) tarafındaki dış cihetinde ise azap vardır.  (Hadid/12-13). Bu ayetin tefsirinde Allah Resülü’nden (s.a.a) şöyle rivayet edilmiştir: sonra şöyle der – Allah Tebareke ve Teala – başlarınızı kaldırın. Onlar da başlarını kaldırır ve yapmış oldukları amellerine göre kendilerine nur verilir. Kimisinin nuru, koskocaman bir dağ gibi olup önünü aydınlatmakta, kimisinin nuru bundan daha az, kimisinin nuru, elindeki bir meşale gibidir, kimisine de bundan daha az miktarda bir nur verilir. Öyle ki; sonuncu kişinin nuru, ayaklarının dibini aydınlatacak kadar olup bir yanıp bir sönmektedir.

İnsanın, kıyamet günü için bu dünyada, ibadetleri yerine getirerek ve günahlardan kaçınarak elde ettiği nur ve ışık lambalarını[13] elinden gelinceye kadar fazlalaştırması gerekir. İlahi, sana tamına tamına bağlanmayı bana nasip eyle. Kalp gözlerimizi, sana bakacak nazar ile nurlandır. Öyle ki; kalp gözleri, nur hicaplarını delip geçerek yüceliğin kaynağına ulaşıncaya ve ruhlarımızı kutsal izzetine bağlayıncaya değin sürüp gitsin.[14]



[1]. Muhterem dini merci Şeyh Yakubî hazretlerinin (gölgesi esirgenmesin), Badra ve Gussan'daki Kur'an-ı Kerim Merkezi ve Kut'daki İmam Mehdi (a.f) Merkezi’ndeki hoca ve öğrenciler ile mübarek Şaban ayının bir grup ziyaretçilerine, miladi 13.06.2014 Perşembe gününe denk gelen 13 Şaban 1435 tarihinde yapmış olduğu konuşmasıdır.

[2]. Tam bilgi için Kur'an'ın Şikayeti kitabına müracaat ediniz.

[3]. Yukarıdaki rivayetleri ve kaynaklarını, Mizanu’l Hikme, c. 9, s. 177-184’te bulabilirsiniz.

[4].  Sahife-i Seccadiye, s. 115. 

[5]. El-Kafi, c. 1, s. 150, h. 2. 

[6]. El-Kafi, c. 1, s. 355, h. 83.     

[7]. Gurer-ul Hikem, s. 213.  

[8]. Vesailu’ş Şia, c. 1, s. 265, h.8. 

[9] . Emali, Tusi, s. 699, h. 1492.

[10]. Bkz: Mizanu’l Hikme, c. 7, s. 237-240.

[11]. İlelu’ş Şerai, s. 366, h. 1.

[12]. Mefatihu’l Cinan, s. 296. Şaban ayının ilk gününde yapılması gereken ameller. 

[13]. Nurun gereksinimleri hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için bu cildin, başlığı Ve Kıyamet Gününde Kör Olarak Onu Haşreder olan Kor’a müracaat ediniz.

[14]. Mefatihu’l Cinan, s. 296. Müminlerin Emiri’nin (a.s) Şabaniye münacatından. Muhterem Şeyh Yakubî’nin (gölgesi esirgenmesin) öğrencilerine, Miladi 19.06.2014 tarihine denk gelen Hicri 19 Recep 1435 Pazartesi günü, öğrenim yılı sonu ve yaz tatilinin başlaması vesilesiyle yapmış olduğu değerli konuşmasıdır.