• Post on Facebook
  • Twitter
  • pdf
  • Print version
  • save
Most Popular

İSLAM'DA CİHAT ETKENLERİ

|   |   times read : 23
Font size: Decrease font Enlarge font

 

İSLAM'DA CİHAT ETKENLERİ

Muhterem Dinî Mercî Şeyh Muhammed Yakubî

Sizleri büyük bir saygıyla selamlarım, Yüce Allah’ın rahmet ve bereketi üzerinize olsun.

Her şeyden önce kendimi tanıtmak istiyorum: ben, Irak’ın Musul kentinden Hıristiyan bir rahibim ve şu anda Fransa'nın Paris şehrinde yaşıyorum. Dinler Bilimi branşını okuyorum ve tam uzmanlık alanım ise Dinler Arası Diyalog Bilimi olacak. Gelecek yıl yüksek lisans diplomasını almış olacağım.

Yüksek lisans tezim İslam ve Hıristiyanlıkta Cihad konusu olacak... Bu, Zat-ı Muhteremlerinizin de bildiği üzere, dikenleri çok olan meseledir. Çoğu zaman da orijinal bağlamından da saptırılarak yanlış anlaşılan bir konudur. Araştıma direktörüm konuyu yalnızca Sünni içtihatları ile değil aynı zamanda Şii içtihatları ile de ele almam konusunda çok ısrarcı davranıyor.

Kaynaklarımın çoğu Sünni kitaplardan ve Bihar’ul Envar, Mizan’ul Hikme, Men Layaduruh’ul Fakihu, el-Kafi, et-Tahzib... gibi değerli Şii kaynaklardan oluşmaktadır.

Acaba çalışmamda bana fayda sağlayabilecek daha başka ek kaynaklar bulunmakta mı? Ayrıca araştırmamın daha faydalı ve ayıklaştırıcı olabilmesi için Zat-ı Alinizin bana önerileri nelerdir? Bunun için de size ayrıca teşekkürlerimi sunuyorum. Aynı zamanda sizden, Sünni fıkhı ile Şii fıkhı arasında, cihad kavramı ile ilgili olarak herhangi bir farkın olup olmadığını belirtmenizi rica ediyorum. Eğer varsa  sizin bakış açınıza göre bu farklar nelerdir?

Allah’ın Adı İle

Selamün Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berakatühü

Öncelikle sevgi ve alçakgönüllülüğün sembolü, kötülük, çöküş ve bencillikten arı, arzu ve heveslere aldanmamanın yılmaz örneği Efendimiz İsa Mesih'in (a.s) doğum günü münasebetiyle gününüzü tebrik ediyorum.

Ey biz Iraklıların Musul kentine olan sevgimize ortak olan değerli kardeşim! Merhabalar, hoş geldiniz. İsyancı, zalim, baskıcı ve acımasız çetelerce işgal edilen tüm Irak şehirlerini de buradan selamlıyorum. Yüce Allah bizleri, sizleri ve tüm halkımızı korusun, hepimizin acı ve sıkıntılarını gidersin!

Mevcut kitapların bu araştırmada sizi pek faydası olmayacaktır. Zira söz konusu kitapların, yeryüzünde gelişen yeni gelişmelerin ortaya koydukları veriler ve meydana gelen modern değişimler ışığında yeni bir okumaya ihtiyaçları var. Özellikle de terörist grupların bu kutsal ünvanı (cihad) çarpıttıktan sonra! Doğrusu İslam, onların bu vahşi eylemlerinden arı ve uzaktır.

Eğer, takipçilerine fayda sağlamak ve pratikle ilgili mesajlarını öğrenmek için fakihlerin bir gelenek haline getirdikleri Risale-i Ameliye (Pratik Fetvalar) olarak bilinen ve Subul’us Selam diye adlandırılan Şerî hükümler ansiklopedime müracaat ederseniz, Kitab-ı Cihat kısmının içinde olmadığını göreceksiniz. Zira benim, Yüce Allah’ın izni ile, bu araştırmayı olgun ve hikmete şayan çağdaş bir vizyona göre yeniden biçimlendirmek için daha uzun bir zamana ihtiyacım var.

Ama Kur'an-ı Kerim ve Masumların (a.s) değerli Hadislerinden anladıklarımın özetini size  şu şekilde ifade edebilirim: İnsanların yaşamlarını ve genel sosyal düzeni tehdit eden veya insanların inançlarını ve ibadetlerini özgürce yapmalarını engelleyen, onları yok etmek isteyen ve baskı ve şiddet kullanmak suretiyle dinlerini bırakmalarına sebebiyet verenler dışında herhangi bir insanla savaşa girişmek veya onu öldürmek caiz değildir.

Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: وَقَاتِلُوهُمْ حَتَّى لاَ تَكُونَ فِتْنَةٌ وَيَكُونَ الدِّينُ كُلُّهُ لِلّه Baskı ve şiddet kalmayıncaya ve din tamamen Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. (Enfal/39). Başka bir yerde ise Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: إِنَّمَا جَزَاء الَّذِينَ يُحَارِبُونَ اللّهَ وَرَسُولَهُ وَيَسْعَوْنَ فِي الأَرْضِ فَسَاداً أَن يُقَتَّلُواْ أَوْ يُصَلَّبُواْ أَوْ تُقَطَّعَ أَيْدِيهِمْ وَأَرْجُلُهُم مِّنْ خِلافٍ أَوْ يُنفَوْاْ مِنَ الأَرْضِ Allah’a ve Resûlüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası; ancak öldürülmeleri, yahut asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, yahut o yerden sürülmeleridir. (Maide/33). Böylece, İslam ordularının savaşa çıkmaları ve kıtalde bulunmaları, güçlerini genişletmek veya daha fazla nufüz sahibi olmak veyahut ganimet elde etmek ya da herhangi bir kimseyi İslam'a girmeye zorlamak için değildi. Bilakis halklarına baskı yapan, onlara gerçeğin sesini duyma özgürlüğü vermeyen tağut, zorba ve müstekbir yöneticilerin sebep oldukları fitneyi ortadan kaldırmak içindi. Bu engeller kalktığında ise (bugünün dünyasında olduğu gibi), artık savaş caiz değildir. Zira Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: لاَ إِكْرَاهَ فِي الدِّينِ Dinde zorlama yoktur. (Bakara/256). Farklı dinlere mensup birçok insan İslam devletinde yaşamaktaydı ve hiç kimse onları, dinlerini değiştirmeye zorlamamaktaydi.

Eğer dini nasslarda, müşrikler ve buna benzer diğer belirli başlıklar altındaki kişilerle savaşma konusu ele alınmışsa, bu, onların bir müşrik olmaları gibi özsel niteliklerinden dolayı değil, aksine İslam ehline saldırmaları ve dinlerini terk etmeleri için onlara baskıda bulunmaları gibi, yaptıkları eylemler baz alınarak verilmiş bir emirdir. Her neyse, konu, uzun bir  söyleşiye ihtiyaç duymaktadır. Yazdığım birçok yazıda bu konuyu ele aldığım için meseleyi oraya havale ediyor çalışmalarınızda başarılar diliyorum.

Muhammed Yakubî

25/12/2014