• Post on Facebook
  • Twitter
  • pdf
  • Print version
  • save

DİNÎ MERCÎ YAKUBÎ: AİDİYET VE SORUMLULUK BİLİNCİ

|   |   times read : 66
Font size: Decrease font Enlarge font

ALLAH’IN ADI İLE

DİNÎ MERCÎ YAKUBÎ: AİDİYET VE SORUMLULUK BİLİNCİ

Muhterem dinî mercî Şeyh Muhammed Yakubî (gölgesi esirgenmesin), bir dine, mezhebe veya fiili olarak bir harekete mensup olan bir kişinin, davranış ve tutumlarında sorumluluk bilincinde olması ve ona göre hareket etmeye dikkat etmesi gerektiğini vurguladı. Zira söz konusu durumun, kişinin ne derece bir aidiyet bilincine sahip olduğunu göstermekle birlikte bireysel hareket etmediğini, bilakis söylem ve eylemlerinin, mensubu olduğu din, mezhep veya içinde bulunduğu fiili harekete mal olacağını bildiğini göstermektedir.

Zat-ı Muhteremlerini Necef-i Eşref’teki saygın Ofisinde ziyaret etmeye gelen ziyaretçi heyetlerine yapmış olduğu konuşmasında, Batıda yaşayan herhangi bir Müslüman, herhangi bir yanlış harekette bulunduğunda, yaptığı bu bireysel hareketin, “bakın Müslümanlar neler yapıyor” diye algılanacağına dikkat çekti.

Daha sonra bizim, İslam dinine ait olduğumuzu, bundan dolayı da sorumluluk, dürüstlük ve emaneti eda etme anlayışı içinde olmamız gerektiğini sözlerine ekledi. Bu bağlamda kaybolan bir miktar malı bularak, bulduğu kayıp malın kime ait olduğunu bulmaya çalışan ve malın sahibinin bir Yahudi olduğunu öğrenen Müslüman'ın hikayesini aktardı. Çevresindekilerin kendisine: “eğer bu malın sahibi   Müslüman bir kişi olsaydı, ona malını geri vermen gerekirdi ama malın sahibi bir Yahudi!” dediklerinde o şöyle diyerek yanıt vermişti: “yarın kıyamet gününde Hz. Musa (a.s), Peygamberimiz Hz. Muhammed’e (s.a.a) gelir ve O’na “ümmetinden biri, Yahudi ümmetinden birinin malını aldı.” diyerek o gün Allah Resulü’nün utanmasına neden olacak bir eylemde nasıl bulunabilirim?!”  

Böylece bu düzeyde bir anlayışa ve bu derece yüksek bir sorumluluk ve mensubiyet bilincine sahip olmanın önemine dikkat çekti.

Muhterem Dinî Mercî (gölgesi esirgenmesin) öğütlerine devam ederek şöyle buyurdu:  “ister lider, ister yönetici, ister politikacı, ister devlet memuru veya öğretim üyesi olsun, herkesin böyle olumlu ve asil tutumlardan dersler çıkarması lazım gelir.” Daha sonra da sözlerine şöyle devam etti: “doğrusu, ömürlerinin baharında olan gençlerimizden kendilerini, Beyyine Suresi’nin sonunda da belirtildiği gibi أولئك هم خير البرية işte onlar yaratıkların en hayırlısıdırlar. (Beyyine/7) Yüce Allah’ın indindeki mükafatı çok büyük olan bu değerli aidiyetin önemini kavrayacak düzeye yükseltmelerini temmeni ediyoruz. Tabi ki Yüce Allah’ın sizi yaratıkların en hayırlıları makamına erdirerek böyle büyük bir mevki ve şerefe nail etmiş olması karşılıksız değildir ve bir ücreti bulunmaktadır. Evet, bizim de bunun karşılığında aidiyet bilincinde olmamız ve var olan sorumluluktan mütevellid yükümlülüklerimizi eda etmemiz gerekmektedir.”

Muhterem Dinî Mercî Şeyh Muhammed Yakubî (Gölgesi Esirgenmesin) Ofisi